Yağın Gizli Yaşamından Alıntılar

Dr.Sylvia Tara , Pennsylvania Üniversitesi, Wharton School'da MBA yaptı ve San Diego'da California Üniversitesi'nde biyokimya dalında doktorasını tamamladı. McKinsey&Compay'de danışmanlık yaptı. Tara, dünyanın en büyük biyoteknoloji şirketlerinde çalışmayı sürdürüyor ve Los Angeles'ta yaşıyor.
Yağın Gizli Yaşamı'nda yağ hakkındaki önyargıları yıkıyor ve aslında yağın da bir organ olduğunu, pasif bir kütleden ibaret olmadığını bizlere gösteriyor.

Yağ aslında sandığımızdan fazlasını yapar.Vücudumuzun yağ yapma işlemine bilimsel olarak lipojenez, yağın yakılarak yağ asitlerinin dolaşıma sokulmasına ise lipoliz denir.Lipojenez, en fazla yemek yedikten sonra ve depolayacak fazla besin aldığımızda ortaya çıkar.
Birden fazla tipte yağımız var. Enerji depolayan yağ tipine beyaz yağ denir ve aşırı kilolu olduğumuzda kaybetmek istediğimiz yağ budur. Bir de boyun, sırt ve kalp bölgesinde bulunan kahverengi yağ vardır. Beyaz olan enerji depolarken, kahverengi olan enerjiyi ısı sağlamak için yakar.Yağ kendi kendine yetebilen bir organdır.

Leptin, adipoz doku tarafından üretilen ve vücut ağırlığı ile yağ depolanmasını düzenlenmesinde beyindeki reseptörler üzerinde işlev yaptığı düşünülen polipeptid yapılı bir hormondur.Bizi fazla yemek yemekten korumaya çalışır ve doygunluk hissi verir.

Yapılan araştırmalara göre kişilerin genetik yapısıyla Leptik direnci arasında bir paralellik gözlenmiştir. Genetik bozuklukların da leptik üzerinde doğrudan etkili olduğu araştırmacılar tarafından ortaya konmuştur. Bulguların sonucunda genetik yapının bozulmasıyla birlikte leptin salınımının artışında şişmanlık,obezite azalışında ise zayıflık problemleri ortaya çıkmaktadır.Bu da obezite hakkındaki tüm önyargıyı ortadan kaldırıyor.

Peki çözüm nedir? Hareketsiz bir hayat sürdürdüğümüzde yağ, iç organlarımızın yakınlarında birikir ve bize zarar verir; egzersiz ise yağın deri altına yönlendirilmesine yardımcı olur. Her gün 30 dakika yürüyüşün çok faydası vardır. Ana etmen ise beslenmenin değiştirilmesiyle kalori alımının azaltılmasıdır. Bu zayıflamanın%80'idir. Bütün bunlar içinse sağlam bir irade gerekir. "Gerek" ile "istek" arasındaki kararı değiştiren zamanlamadır. O an için bir seçim yaptığımızda istediğimizi yapma eğilimi gösteririz ama yarın için karar alırken gerekeni seçeriz. İşten eve geldiğimizde bizi rahatlatacak yiyecekler isteriz ama yarın için spor salonu planı yaparız. Sorun ise yarının sonunda bugün olmasıdır. Sürekli "istek" benliğine şans vermek "gerek" benliğini zayıflatacaktır. Bahaneyi herkes bulur önemli olan çözüm bulmaktır. Bugün kendiniz için harekete geçin. Hepinize sağlıklı bir yaşam dileriz.