Bütün Cadılar (Neden?) Kadındır…

Evet, bütün cadılar kadınlar arasında bulunmuştur.

Cadılık suçlamaları kadınlara yöneltilmiştir.

Şeytanlık da kadınlara uygun bulunmuştur.

İlk günah da, yılanın ağzındaki elmayı Adem’e yediren Havva’nın günahıdır.

İnsan bu yüzden cennetten kovulmuştur.

Neden mi?

Erkeklerin kadınlardan korkuları yüzünden.

Erkekler, tarih boyunca kadınlardan korkmuşlardır.

Çünkü kadınlar daha güçlüdür.

Kadınlar daha kararlıdır.

Kadınlar daha tutarlıdır.

Kadınlar daha koruyucudur.

Bunun nedeni de, kadınların çocuk doğurmaya programlanmış olmasıdır.

Kadının yaşamsal amacı ‘çocuk doğurmak’tır.

Biyolojisi de, psikolojisi de buna uyarlanmıştır.

Bu amaçla evlenmek isterler.

Yeni evli kadın ev almak ister, erkek araba almak.

Kadın çocuğu için güvenli bir yer istemektedir.

Erkek ise arabayla gezmek tozmak.

Erkek tüketicidir.

Kadın üretici.

Erkek sperm saçıcıdır.

Kadın yumurta dölleyici.

Kadın topraktır. Orada durur ve bekler.

Erkek yağmurdur, nereye olsa yağar.

Erkek tarih boyunca kadının gücünü görmüştür.

Korkar ve kadını engellemeye çalışır.

***

Gelenekler kadını engellemiştir.

Tektanrılı dinler kadını yönetici yapmamıştır.

İmam erkektir.

Papaz erkektir.

Haham erkektir.

Töreler kadını suçlu kılar.

Erkeğe tabi olması gereken kadındır.

Söz dinlemesi gereken kadındır.

Erkeğin peşinden gelmesi gereken odur.

Oysa gerçek hiç de böyle değildir.

***

Kadın, çocukları yetiştiren anadır.

Kadın, evin temel direğidir.

Kadın, erkeğin arkasındaki değil, içindeki güçtür.

Erkek kadından korkar.

Onun için de kadını engellemeye çalışır.

Bir toplumun uygarlık ölçütü, kadının o toplumdaki yeridir.

Kadına değer verir görünüp de onu gerçekte evine kapatan kültürlerin toplumu uygar değildir.

Kadının yerini erkeğin arkası olarak gösteren kültürü sürdüren toplumlar uygar değildir.

Kadını erkekle eşit saymayan, eşit kılmayan, eşit davranmayan kültürler uygar değildir.

Kadını erkekten ayırmaya çalışan kültürler uygar değildir.

Kadına gösterilen şiddet, temelinde korkunun yarattığı ilkel acizliktir.

Kadını anlamayan, kadını kendi malı sayan, kadını kendi dediğini yapmaya zorlayan erkeklerin ilkel davranışları, bir toplumun uygar olmadığının kesin kanıtıdır.

Erkek şiddetinin kaynağı toplumun ‘kadını suçların kaynağı’ gören geri kalmış kültürüdür.

Bu kültür de, kadına yönelik ayrımcı tutumlarla beslenmektedir.

Kadınların örtünmesi, erkeklerden ayrıştırılması, erken evlendirilmesi, eğitiminin önemli bulunmaması hep bu ayrımcı kadın kültürünün ürünüdür.

Bu kültürün değişmesine çalışmadan ‘8 Mart Kadınlar Günü’nü kutlamak, mayıs ayında ‘Anneler Günü’nde anneleri anmak göstermelik olmaktan öteye gitmez.

Bu kültür sürdüğü sürece, ayağa takılan elektronik kelepçeler, elektronik bilezikler ‘erkek hakları’nın nişanları olarak taşınacaktır.

Ya Cumhuriyetin kuruluş felsefesine dönülecektir ya da çarşafla burkaya alışılacaktır.

Gerisi, lafügüzaftır...