Bilge ve Şifacı Kadınlar

Bir zamanlar bilge ve şifacı olan kadınlar insanlara yardım eder, yol gösterir, ışık tutar ve şifa verirlerdi. İktidarın değil salt sevgiden gelen gücün ışığını insanlara tutarlardı. Evrenle ve yüce varlıklarla daima iletişim içinde derin bilgeliği, insanlara şifayı, huzuru ve bereketi taşırlardı. Bitkilerin, suların, ay hareketlerinin, kokuların, renklerin, sesin-müziğin gücünü-şifasını iyi bilirlerdi. Sonra bir gün erkek baskıcı düzen geldi ve bilgeliğin yerine ucu bucağı gözükmeyen tutunduğu yer ezbere dayalı, anlamını kaybetmiş yeryüzü ve gökyüzü enerjileri ayrık ruhsallığı yani dinleri kullanarak bu kadınların gücünü yok etmek, baskılamak için bilge kadınlara işkenceler yaptılar, yaktılar, kapattılar ta ki kadınlar korkuncaya, bu korku bütün genlerine, ruhsal kayıtlarına işleyinceye kadar bu kötülüğe hizmet ettiler ve ettirdiler. Bilge kadınlar bilgeliklerini gömdüler ve dünya değişti, bilge değil cadı olarak anılmaya başladılar. Dişiliğin yaratıcı enerjisi söndü, şifası azaldı.Kadın ve erkek birbirinden ayrık iki uzak birbirine öfke dolu ama birbirlerine muhtaç iki varlık haline dönüştü ve malesef bunun üzerine oturan çarpık bir insan düzeni oluştu. Ve dünya dengesi bozuk bir dişi-erkek ilişkisi içinde yangın yerine döndü.

Baskılanmış kadın ruhsal kayıtlarına ve genlerine işlemiş öfkeyi de baskıladı elbette ve bu gizli öfke erkeğin her hareketine şüphe beslerken, bir de rakip kadın modeli oluşturdu çünkü kadın bastırılmış ve cinselliği ve cinsiyeti suçlanmış yanına da öfkeli. Bu öfke çocukları büyütüyor, suçluluk duygusuyla öfkeli kızlar, hayranlık kisvesi altında anaları tarafından zincire vurulmuş oğlanlar büyüyor. Kadından-rahimden korkan erkekler, erkeğine muhtaç (ya da ekonomik olarak muhtaç değil- ekonomiye dayalı ilşkiler) erkeğini sevmeyen kızlar yetişiyor. Çünkü erkeğine muhtaç aslında erkeği tarafından sevilmek isteyen ama öfke dolu kadın çarpılmış sevgi biçimini çocuklarında ararken onları kendine mahkum ederek sevgiyi kafesleyebileceğini sanıyor. Bu oldukça uzun bir girdap. Sevmeden sevilemeyiz. Kendimizi sevemeden başkasını sevemeyiz.

Oysa bizlerin içinde bir kadın bir de erkek var. Her ne yanımızı yansıtıyorsak da diğer yanımızdan korkmak yerine o yanımızla barışmak ve diğer yarımıza sevgi ve şefkatle kabullenmemiz gerekiyor. Erkekseniz dişi yanınızı, kadınsanız erkek yanınızı sevmeniz gerek. Öteki türlü bu dişi ve erkek kutuplar sürekli kısa devre yapmaya devam edecekler. Çözüm önce cinsiyetimizi kabul etmek ve diğer yarımızla barışmak, onu sevmek, çok sevmek.
Erkeklere bir deney: Oturun bir yere, kapatın gözlerinizi ve kendinizi bir kadın olarak hayal edin, bakalım neler hissedeceksiniz? Eğer korkunç geliyorsa annenizi veya sizi yetiştirne büyüten bir kadını, kız kardeşinizi, en iyi kız arkadaşınızı, en çok sevdiğiniz kızı hayal edin. Hala korkunç ve ürkütücü mü hayır değil değil mi? O sevdiğiniz kadınlar var ya, o kadınlar sizin içinizdeki sevdiğiniz kadın yanınız, onları bağrınıza basın, kendi dişi yanınızı bağrınıza basın. Şefkatle kucaklayın ki sevin ve sevilin..

Kadınlara bir deney: Oturun bir yere ve gözlerinizi kapatın ve kendinizi erkek olarak hayal edin. Korkutucu mu geldi? Ya da erkek olsaydım sokaklara çıkmak, daha özgür olurdum ve hayat daha kolay olurdu diyerek hüzünlendiniz mi? Ya da sizi kapatacak, baskılayacak, cinsellikle korkutacak kaba güç kullanarak dilediğini size yaptıracak bir canavarla mı karşılaştınız? Öyleyse hemen sizi büyüten, yetiştiren bir erkeği çağırın hayalinize, erkek kardeşinizi, ya da sevdiğiniz bir erkek arkadaşınızı çağırın, onları affedin, kendinizi de affedin, onları sarın sarmalayın, elele tutuşun ve çocuklar gibi hep birlikte neşeyle oynadığınızı hayal edin. Erkek yanınızı şefkatle kucaklayın. Sevin ve sevilin.

Kaynak: Somnur VDK