Bir Tablo ve Acı Hikayesi

Annem Ressam Tuncay Betile ait bu tabloya internette bir satis sitesinde tesadufen rastladim...Bu tablonun aci bir hikayesi vardir.Tabloyu gorunce aklima geldi.Sizlerle paylasmak isterim...Mevsim kis.Soguk ve hafiften kar atan bir Ankara aksaminda Annemle birlikte Kizilaydan bir taksiye bindik.Evimizin yolunu tutuyorduk.taksicinin parasini onden pesin vermis kalan parayla da yoldaki bufeden kendisine 35 lik raki bana da cikolata almisti.Cogu zaman oldugu gibi sıfıra sıfırdık maddi olarak...Ancak oturdugumuz apartmanin onune geldigimizde bizi hicte hos olmayan aci bir surpriz bekliyordu.Evin tum esyasi sokakta apartmanin onundeydi.Alti aydir odenemiyen kira neticesinde ev sahibi gelip esyayi sokaga atmis kapinin da kilidini degistirmisti.

Ayaza buz kesen bir Ankara aksaminda bir kadin bir cocuk bes parasiz ortada kalmistik...

Annem cesur ve zeki bir kadindi.Beni oradaki bir komsuya birakip onbes dakika sonra moloz ve hafriyat tasimak icin kullanilan damperli kamyonlardan biriyle donmustu.Esyalar damperli kamyona konu komsunun yardimiyla yuklenmisti...Yuklenmisti de yuklenmesine asil sorun nereye gidilecekti.Gidecek.bir yer yoktu!..Insan caresiz olunca onun bu caresizliginden nemalanmak isteyen les kargalari illa her zaman vardir...Kamyoncu bizi esyayi koyacak bir ardiye bulmak icin Ankara'nin gecekondu mahallerinden birine goturmustu...Aslinda hersey danisikli dogus...Biri buzdolabini biri camasir makinasini digeri televizyonu derken bes dakikada yok pahasina öldü fiyatina esyalar talan edilmisti.Ee derler ya "denize dusen yilana sarilir" diye bizimkide o misal...Talandan elimize gecen bir kac kurus parayla oradan bir taksiye atladik...Annem caresiz ve alamakli bir sesle taksi soforune kardes bizi ucuz bir otele goturuver demisti...

Taksicinin bizi goturdugu otel o yillarda Ankara'nin Maltepe semtinde arka sokaklardan birinde genelde cevredeki pavyonlarda calisan hayat kadinlarinin kaldigi kohne bir oteldi.Sarhosu kavgasi gurultusu patirtisi hic eksik olmazdi...Sonuc olarak mecburiyetten burada kalmaya basladik...En azindan sokakta kalmaktan iyidir diyerekten...Ucuz otellerde giriste yazar...Oda ucreti onden pesin alinir diye...Paran yoksa yatirmazlar.oyle bir dunya...Duvarlarindaki siva nemden yeryer dokulmus penceresi olmayan dehliz gibi bir odada kalirdik...Bir somya bir ufak masa birde tahta sandalye...Annem gunluk otel ucretini bulamazsa o gece otobus terminelinde veya tren garinin bekleme salonlarinda sabahlamak durumundaydik.Bu nedenle annem resim cevrelerindeki bazi galeri veya atelyelere gider gunluk aksama kadar sekiz on tane kadar resim yapar.Mekan sahibi de onun rakisini ismarlar benim karnimi doyurur aksam olunca da yok isler kesat yok yan yatti camura batti diye bahanelerle cebine taksi ve bir gecelik otel parasini koyup yollarlardi.Cogunuzun duvarlarini susleyen o guzel Tuncay Betil cocuklari boyle olusmustur genellikle...Yine bir gun annem aksama kadar bir galeriye resim yapmis ucbes kurus cebine koymustu.Once Annemin devamli takildigi Sakarya caddesindeki bir birahaneye gitmistik.Orda annem sarhos olmus,ordan da taksiyle kaldigimiz otele...Bir cuma aksamiydi...

Taksiden otel katibininde yardimiyla zar zor inmis odaya geldiginde sizmisti.Bende uyuyakalmisim zaten...Vakit sabaha karsiydi odanin kapisi kirilircasina vuruluyordu.Ac polis,ahlak masasi bagirtilari esliginde...Korkudan faltasi olmus gozlerimle acmistim kapiyi urkek bir tavirla.Annem ve ben de dahil bir cok hayat kadinini da alip polis minubusuyle o yillardaki Emniyet sarayina goturmuslerdi.Annem zil zurna sarhos oldugundan konusacak durumda bile degildi ben devamli anneme sarilmis agliyordum.isin acisi o yillarda polisler annemi hayat kadini zannetmislerdi.Diger kadinlarla birlikte kontrol amacli gonderilen Ankara Diskapi daki zuhrevi hastaliklar hastanesine goturulduk.(TABLONUN UZERINEDE NOT DUSULMUS )Ben cocugum ve olaylarin canli bir tanigiyim...Gunlerden cuma araya cumartesi pazar girmekte bir surprizde burda gelismisti.Doktor bey pazartesi gelir hafta sonu burdasiniz denilmisti.Burasi hapisaneden farksiz kapisinda polis bekleyen camlari demirli bir yerdi...Basilan otellerden ordan burdan toplanan hayat kadinlari getiriliyordu.

Annem o aci durumun icinde bile icindeki o insani yaniyla o kadinlarla dost olmus hayat hikayelerini dinler olmustu.Annem alkol olmadan bir saat yapamiyan biriydi.Ordaki kadinlardan biri ordaki hademe yi taniyormus.Annem para verdi adamcagiza...Taksiyle gidip gelmesi icin devamli resim malzemesi aldigi Ulus'taki Firatli kirtasiye ve alinacak kagit pastel vs tarif edildi.Yaklasik bir saat sonra resim malzemesi gelmisti.Ha birde kolonya sisesinin icine konmus raki...Annem baslamisti bu kadinlarin hem hikayesini dinleyip hem resimlerini yapmaya...Yaptigi resimlerden bazisini kadinlara hediye etti birazi da bize kalmisti.iki gun orda kaldigimiz mecburi bir nevi hapis hayati suresince bir cok resim yapmis.Bu resimde o gun orada yapilmis bir resimdir.Gunlerden pazartesi oldugunda hastanenin doktoru gelmis sirayla kadinlari muayne ediyordu.Sira anneme geldiginde annemi resim sergilerinden taniyan doktor sasirmis..Tuncay hanim senin ne isin var burda demisti...isin asli anlasilmis ozur dilemislerdi..O sekilde annemin kolunun altinda bir dosya resim ordan cikip gitmistik...Bir sanatci bir ressam bir kadin icin cok acikli bir anidir.Hayati bir Frida bir Fikret Mualla gibi yokluk ve acilar icinde gecmis,resim camiasina belkide binler resim kazandirmis Ressam Tuncay Betil'in yapmis oldugu tablolar ticari olarak gunumuzde ortadadir.Ancak yasami ile gercekler pek bilinmemektedir.Ben de hayat hikayesine bu ulkedeki Tuncay Betil gercegine bir nebzede olsa isik tutmak istedim.Bu nedenle bu aci hikayeyi aniyi sizlerle paylasmak istedim...Daima saglikla Sanatla kaliniz efendim..En icten saygi ve sevgilerimle.

Omer Utku BETIL