Sabiha Tansuğ – Anadolu kadınının tanrıçasal özelliklerine ışık tutmaya devam eden bir Cumhuriyet kadını…

Sabiha Tansuğ

Anadolu kadınının tanrıçasal özelliklerine ışık tutmaya devam eden bir Cumhuriyet kadını…

“ En üzüldüğüm şey koleksiyonumun müzeye
dönüştürülmemesi, bu birikimden kimsenin
haberdar olmayışı, bu kültürü dünyaya
tanıtamamak, sosyolojik ve antropolojik
çalışmalara kaynaklık edecek bu hazinenin
gün ışığına çıkamayışı…
Bundan büyüküzüntü mü olur? ”

Sabiha Tansuğ Türkiye’nin idealist kuşağının önde gelen değerlerinden biri. Bir etnolog, araştırmacı yazar ve koleksiyoner olarak Anadolu’nun giyim kültürüne ömrünü vermiş. Eski Çağda tanrıçasal özellikler olarak kabul gören kadınlık simgelerini Anadolu’nun giyim kültürü üzerinden okuyarak tekrar yaşama geçirmeyi kendisine görev edinmiş.

En büyük isteği kadınların kültürel şifrelerini taşıyan “Anadolu Giyim Kültürü Koleksiyonunun” bir müze içinde sergilenerek gelecek kuşaklara aktarılması. Bu isteğini dile getirirken hüzün dolan bakışları benim ‘bir müzeniz olaca- ğına inanıyorum’ dememle yerini umuda bıraktı. Ömrünü çocuklarına adayan ama o olmadığında sokakta kalacaklarını düşünerek üzülen bir anne yüreği vardı karşımda. Sabiha hanım bu duygularını Hayati Asılyazıcı’yla yaptığı bir söyleşide şöyle aktarmış: “En üzüldüğüm şey koleksiyonumun müzeye dönüştürülmemesi, bu birikimden kimsenin haberdar olmayışı, bu kültürü dünyaya tanıtamamak, sosyolojik ve antropolojik çalışmalara kaynaklık edecek bu hazinenin gün ışığına çıkamayışı… Bundan büyük üzüntü mü olur?

”. Erken çocukluk dönemi Gümülcine’de geçtikten sonra ailesiyle birlikte 1941 yılında Türkiye’ye göç eden Sabiha Tansuğ’un çocukken ilgisini çekmiş olan kız çeyizleri, bohçalar ve giysilere olan merakı İzmir’de kız sanat okuluna gidip dikiş öğrenmesine neden oluyor. Hayatını çok erken yaşta dikiş dikerek kazanmaya başlamasıyla kumaşlarla kurmuş olduğu ilişki de, onun zamanla Anadolu giyim kültürüyle ilgilenmesine ve yaşamının en büyük tutkusu haline gelmesine yol açıyor. 1957’den sonra Anadolu’da köy köy dolaşıp koleksiyonuna kattığı her bir parça, bugün çoktan kültür erozyonuna uğramış köylerin, yurdunu bırakıp şehre göç etmiş kişilerin Sabiha Tansuğ’da saklı kalan hazineleri. Her birini belgeleyip fotoğraflarını çektikten sonra yurt dışında Anadolu kültürünü tanıtma amacıyla sergiler açan Sabiha Tansuğ aynı zamanda Türkiye’nin ilk kültür elçilerinden biri olarak kabul edilmekte. Kendisine göre ise kadın el sanatlarının her biri Anadolu kültürünün elçileri.

Sivas Gelin Başlığı

Madeni paramız üzerine Sabiha
Tansuğ’un resminin basılması dünyada
ve Türkiye’de bir ilk. Eski çağlardan
1971 yılına gelinceye dek dünyada
sadece tanrıça, kraliçe ve prenses resimlerinin basılması geleneği vardı.  

 

                   

 

 

1968’de Galatasaray’da Yapı Kredi Bankası’nda ‘Anadolu Kadın Başlıkları’ üzerine açtığı sergide taktığı ‘Ankara Hotozu’ isimli gelin başlığıyla çekilen fotoğrafının 1971 yılında madeni 50 kuruşlara basılması da Anadolu kadını- nın değerlerini öne çıkaran öncü bir kültür elçisi olmasını ölümsüzleştiriyor. Böylece Eski çağlardan itibaren madeni paralar üzerine sadece tanrıça, kraliçe ve prenses portrelerinin basılma geleneğinin yanında dünyada ilk kez halktan bir kadının madeni para üzerinde yer alması hem dünya hem de Türkiye tarihine geçmiş oluyor.

Sabiha Tansuğ’un öncülük ettiği durumlar sadece yukarıda bahsedilenlerle sınırlı kalmıyor. Avrupa’da açtığı sergileri ve gezileri sırasında özellikle Viyana ve Paris’te bir kültür evi gibi işletilen kahvehanelerin etkisinde kalıyor. İstanbul’a döndüğünde kahvehane kültürünü yaşama geçirmek için Haliç’te daha önce Fransız Şair Pier Loti’nin yaşamış olduğu yeri 1964’te restore ettirip kahvehaneye dönüştürüyor. Böylece, Avrupa’da ilk defa 16. yüzyılda İstanbul’da başlayan ve buradan Avrupa’ya yayılan kahvehane kültürü turizme kazandırılarak Pier Loti’nin anılarıyla birlikte yeniden yaşatılıyor. Buradan elde ettiği kazançla sergilerini açmaya, Anadolu kültürünü tanıtan turizm yazı- ları yazmaya ve koleksiyonunu Anadolu’ya yaptığı gezilerle zenginleştirmeye çalışan Sabiha Tansuğ, yurtiçinde ve yurtdışında 24’ten fazla sergi açıyor. Yirmiyi aşkın sempozyuma katılıyor ve sunduğu bildirimler yayınlanıyor. Bunların yanı sıra “Sümbülname ve Türkmen Giyimi” ve “Anadolu Giyim Kültürü” isimli iki kitabı ve iki yüzü aşkın makalesi bulunmaktadır.

  

Sabiha Tansuğ, Fransız Şair Pier Loti’nin yaşamış olduğu yeri 1964’te restore ettirip kahvehaneye dönüştürüyor. Böylece, Avrupa’da ilk defa 16. yüzyılda İstanbul’da başlayan ve buradan Avrupa’ya yayılan kahvehane kültürü turizme kazandırılarak Pier Loti’nin anılarıyla birlikte yeniden yaşatılıyor.

Yazılarında ve şiirlerinde Anadolu giyim kültürünü anlatırken okuyucuyu Anadolu’nun farklı köylerine götürerek giyim simgeleri üzerinden gelenek ve göreneklerine yer veriyor. Sabiha hanımın anlatımları Anadolu giyim kuşamı ve takılarında yer alan şaman izlerinden çiçek sevgisine maskeli halk oyunlarından hamam kültürüne dek uzanıyor. Çiçeklere olan sevgisini ve Anadolu’nun zengin kültürünü şu dizelerle dile getiriyor “… sadece şu üç beş çiçeğin pe- şine düşüp dolaşsak. Bir derviş gibi Doğu’dan başlayıp Batı’ya kadar, adım adım Anadolu’yu gezsek çiçeklerle il- gili dahi nice öyküler dinleriz kim bilir”1 . Her biri birbirinden güzel, Anadolu kadınlarının el emeği göz nuru olan eserlerin hikâyeleri yapıldıkları zamana, yere ve kullanan kişilerin yaşam şekillerine göre farklılık gösteriyor. Ancak Sabiha Tansuğ bu eserlerin sadece küçük bir bölümünü sergileyebiliyor. 2006 yılında oturduğu apartman dairesini kendi imkânlarıyla kendi adını verdiği küçük bir sanat evine dönüştürmesiyle, koleksiyonunun küçük bir bölümünü sergilemeye başlıyor, ama yeterli yer olmadığı için 4000’ ten fazla eser halen depolarda. Türk Halk Bilimi araştırma dalı ödülü ve onur belgesi, P.N. Boratav Halkbilimi ödülü ve Pen Dünya Kadın Yazarlar Derneği ödülü Sabiha Tansuğ’un ömrünü adadığı çalışmaları- na verilen karşılıklardan sadece birkaç tanesi. Sabiha hanım bugünlerde halen büyük bir umutla koleksiyonunun iyi korunarak sergilenebileceği ve birikimlerinin gelecek kuşaklara aktarılabileceği bir müzeyi hayal etmekte. Ona göre bu müze sanat yoluyla yaşamaya devam eden bitkiSabiha Tansuğ, Fransız Şair Pier Loti’nin yaşamış olduğu yeri 1964’te restore ettirip kahvehaneye dönüştürüyor. Böylece, Avrupa’da ilk defa 16. yüzyılda İstanbul’da başlayan ve buradan Avrupa’ya yayılan kahvehane kültürü turizme kazandırılarak Pier Loti’nin anılarıyla birlikte yeniden yaşatılıyor. lerin tanrıçasına ev sahipliği yapabilecek, kadınların söze ve yazıya dökülemeyen yaşantıları gelecek nesillere ulaşabilecek. Dileriz Tanrıça Artemis gibi çok yakında özlemini duyduğu müzesine kavuşur ve daha nice kişilere ilham vermeye devam eder.

 

Kozak yaylasında bir Türkmen gelini Baştan ayağa Efes Tanrıçası Artemis gibi İnançla, felsefeyle donatılır Yirmi dört parçadan oluşur giysisi Bunların hepsi kadınlık simgesi Arkeoloji, etnoloji bu giyimde gizli Kutupların Tanrıçası benzeri

Sabiha Tansuğ2 2 SabihaTansuğ. 2006. “Bergamalı Türkmen gelini”, Anadolu Giyim Kültürü.

Yazı : Sevil Conka 

Kaynak: Paylaşım 2/2017